Ürdün: Denizden Çöle, Kanyonlardan Antik Kentlere

Ürdün, kısa bir seyahatte bambaşka coğrafyaları art arda deneyimlemeyi mümkün kılan nadir ülkelerden biri. Mercanlarla dolu bir denizde yüzdükten sonra kızıl bir çölün ortasında gün batımını izlemek, ertesi gün dar bir kanyonda suyla mücadele etmek ve binlerce yıl öncesinden kalma taş yapılara basamak basamak ulaşmak… Bu çeşitlilik, Ürdün’ü ilk andan itibaren etkileyici kılıyor.

Kızıldeniz: Mercanların Arasında Bir Başlangıç

Ürdün’de denizle tanışılan nokta Akabe. Kızıldeniz kıyıları, berrak suyu ve mercan zenginliğiyle beklenenden çok daha güçlü bir deneyim sunuyor. Berenice Beach Club, mercanlara yakın konumuyla öne çıkıyor; deniz gözlüğüyle suya girildiğinde renkli balıklar ve mercanlar adeta görsel bir şölen oluşturuyor.

Akabe’de konaklama için DoubleTree by Hilton Aqaba, özellikle terasıyla akılda kalıcı. Akşam saatlerinde Kızıldeniz manzarasına karşı canlı müzik eşliğinde vakit geçirmek, günün temposunu yavaşlatan güzel anlar yaratıyor.

Yemek için Al-Shami Restaurant, Ürdün mutfağını denemek adına keyifli bir durak. Kebaplar ve mezeler, bölge mutfağına ilk tanışma için iyi bir başlangıç sunuyor.

Wadi Rum: Mars’ı Andıran Bir Coğrafya

Kızıldeniz’den sonra rota çölün kalbine, Wadi Rum’a çevriliyor. Yol üzerinde Hicaz Demiryolu’nda verilen kısa bir mola, tarihsel açıdan dikkat çekici bir durak sunuyor; Türk bayraklı eski tren vagonları bu hattın geçmişine dair güçlü bir iz bırakıyor.

Wadi Rum için yapılan “Mars benzetmesi” hiç abartı değil. Kızıl kumlar, devasa kaya oluşumları ve uçsuz bucaksız bir boşluk hissi… Bu coğrafya Indiana Jones, The Martian ve Transformers gibi birçok filme de ev sahipliği yapmış. Çölde yapılan jeep safari, manzarayı yakından deneyimlemenin en etkileyici yollarından biri. Gün batımında renkler daha da derinleşiyor; akşam olduğunda ise gökyüzü yıldızlarla doluyor.

Konaklama, çölde Sun City Camp’te, iglo tipi odalarda gerçekleşiyor. Gece yıldızlar inanılmaz derecede belirgin; gökyüzü neredeyse çıplak gözle izlenen bir planetaryum gibi. Çöl insanı yanıltıyor: gündüz kavurucu sıcak, akşam ise ciddi şekilde soğuk. Sabah gün doğumunu izlemek için uyanıldığında soğuk neredeyse dondurucu; güneş yükselmeye başladığında ise kısa sürede yeniden yakıcı bir sıcak hâkim oluyor. Bu sert ama büyüleyici geçişler, Wadi Rum’u unutulmaz kılıyor.

Akşam yemeğinde kumun altına gömülerek pişirilen geleneksel çöl yemeği, deneyimi daha da özgün kılıyor.

Wadi Mujib: Suyun İçinde Bir Mücadele

Wadi Mujib, Ürdün’de yaşanan en sıra dışı deneyimlerden biri. Burası klasik bir yürüyüş parkuru değil; aksine suyun içinden ilerlenen bir kanyon. Dar kaya duvarlarının arasında, kimi zaman diz seviyesinde, kimi zaman göğse kadar çıkan suyla yol alınıyor.

Şelaleye ulaşmak için kayaları aşmak, akıntıya karşı koymak ve suyun yönlendirdiği bir rota izlemek gerekiyor. Fiziksel olarak zorlayıcı ama ulaşılan nokta fazlasıyla tatmin edici. Kanyonun içindeki küçük balıkların ayaklara dokunması ve kayaların arasından ilerlemek, bu deneyimi daha da unutulmaz hâle getiriyor.

Petra: Taşa Oyulmuş Bir Mucize

Petra, Ürdün’ün en bilinen ama yine de insanı hazırlıksız yakalayan duraklarından biri. Dar bir kanyon olan Siq’ten yürüyerek ilerlerken, bir anda karşınıza çıkan Hazine Binası gerçekten nefes kesici. Kayalara oyulmuş bu yapı, fotoğraflarda göründüğünden çok daha büyük ve etkileyici.

Petra oldukça geniş bir alana yayılıyor. Antik tiyatro, mezarlar ve tapınaklar arasında ilerlerken bol bol basamak çıkmak gerekiyor. Özellikle Manastır’a giden yol, yüzlerce basamaktan oluşuyor ve epey yorucu. Ancak yukarıya ulaşıldığında görülen manzara, harcanan tüm enerjiye değiyor.

Petra’da konaklama için Petra Marriott Hotel, konumu ve manzarasıyla öne çıkan seçeneklerden biri.

Ölü Deniz (Lut Gölü) & Amman Akşamları

Ölü Deniz, diğer adıyla Lut Gölü, dünyanın en alçak noktası. Yüksek tuz oranı sayesinde suyun içinde batmak neredeyse imkânsız; yüzmekten çok suyun üzerinde durmak mümkün oluyor. Bu deneyim, Ürdün’ün ne kadar sıra dışı bir coğrafyaya sahip olduğunu net şekilde hissettiriyor.

Günün sonunda rota başkent Amman’a çevriliyor. Tatlı denince ilk akla gelen durak Habibah Sweets; künefesiyle meşhur. Falafel ise şehirde gerçekten çok iyi yapılıyor ve akşam yemeği için sık tercih ediliyor.

Ürdün’den Neler Alınır?

  • Ölü Deniz (Lut Gölü) çamuru içeren yüz maskeleri
  • Tuz ve mineral içerikli sabunlar
  • Küçük el yapımı seramikler ve takılar
  • Kakuleli Arap kahvesi ve baharat karışımları

Bu ürünler hem hafif hem de bölgeye özgü olduğu için en pratik hediyelikler arasında yer alıyor.

Ürdün; deniz, çöl, kanyon ve antik kentleriyle kısa sürede çok şey yaşatan bir rota. Fiziksel olarak yorucu ama zihinsel olarak son derece tatmin edici. Özellikle farklı coğrafyaları bir arada görmek isteyenler için, etkisi uzun süre akılda kalan bir seyahat deneyimi sunuyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

HAKKIMIZDA

Bilge Patika, seyahat, yaşam ve ilham odaklı bir blog.

Rota planları, iyi oluş, gündelik hayata dair küçük öneriler ve motivasyon yazıları. Daha fazlası için Hakkımızda sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

BILGE PATIKA

Bültenimize katılarak en iyi seyahat önerileri, farkındalık ipuçları ve ilham dolu yazılar için takipte kalın.

© 2025 Bilge Patika. Tüm hakları saklıdır.